İçeriğe geç
FIREZZ — Kurdish Contemporary Art Magazine Issue 1, Summer 2026

CİHAN ÇAKMAK. like a warrior SERGİSİ MUSEUM MORSBROICH’TA

Çağdaş Kürt sanatçı Cihan Çakmak, Dr. Thekla Zell küratörlüğünde gerçekleşen Cihan Çakmak like a warrior başlıklı kişisel sergisiyle Almanya’nın Leverkusen kentindeki Museum Morsbroich’ta 12 Temmuz 2026 tarihinde izleyiciyle buluştu.

CİHAN ÇAKMAK. like a warrior SERGİSİ MUSEUM MORSBROICH’TA

Çağdaş Kürt sanatçı Cihan Çakmak, Dr. Thekla Zell küratörlüğünde gerçekleşen Cihan Çakmak. like a warrior (Cihan Çakmak. bir savaşçı gibi) başlıklı kişisel sergisiyle Almanya’nın Leverkusen kentindeki Museum Morsbroich’ta 12 Temmuz 2026 tarihinde izleyiciyle buluştu. Sergi, 8 Kasım 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek. Müzenin 75. kuruluş yılı programı kapsamında düzenlenen sergi, sanatçının bugüne kadarki en kapsamlı müze sunumunu bir araya getiriyor. Fotoğraf, video, ses ve çizimlerden oluşan yaklaşık altmış eserin yer aldığı sergide, Çakmak’ın 2019 yılından bu yana ürettiği çizimleri de ilk kez bu ölçekte bir müze bağlamında izleyiciyle buluşuyor.

Almanya’da doğan Cihan Çakmak, fotoğraf, video, ses ve çizimi bir araya getiren disiplinlerarası pratiğinde kimlik, aidiyet, göç, kuşaklararası travma ve feminist özneleşme gibi meseleleri kişisel deneyimlerinden hareketle ele alıyor. Çakmak’ın işleri, kimliğin ne olduğundan çok, nasıl kurulduğunu, nasıl dönüştüğünü ve farklı deneyimler içinde nasıl yeniden şekillendiğini araştırıyor. Bu bağlamda sanatçının pratiği, özneyi sabit ve bütünlüklü bir yapı olamadığı; toplumsal ilişkiler, tarihsel deneyimler ve bireysel kırılmalar içinde sürekli oluş hâlinde bulunan bir varoluş olarak ele alıyor. Cihan Çakmak. like a warrior da tam bu noktada biyografik bir anlatının sınırlarını aşarak hafızanın, bedenin ve aidiyetin nasıl üretildiğine ilişkin eleştirel sorular ortaya koyuyor.


when we leave, 2019

Cihan Çakmak’ın when we leave serisi, sanatçının kendi bedenini hem özne hem araç olarak konumlandırdığı uzun soluklu bir görsel araştırma olarak okunabilir. Farklı yıllarda çekilmiş bu fotoğraflar, zamanın içinden geçen bir dönüşüm sürecini belgeliyor ama belgesel olmaktan çok, performansın kendisini merkeze alıyor. Çakmak burada yalnızca kendini temsil etmez; kendini yeniden kurar. Her fotoğraf, kimliğin, değişken bir süreç olduğunu hatırlatır. 2019 tarihli fotoğrafta beden, kumaş ve desenler aracılığıyla kültürel belleğin katmanlarını taşır: Kürt görsel geleneğiyle Batı ikonografisinin iç içe geçtiği bir sahne kurulur. Yere serilen halı, altın tonlu kumaşlar ve zambak, hem aidiyet hem yabancılık duygusunu aynı anda çağırır.


when we leave, 2025

 2025 tarihli fotoğrafta ise bu dışsal dekor ortadan kalkar; beden yalınlaşır, mekân soyutlanır. Çakmak’ın bakışı doğrudan ve savunmasızdır, ama bu savunmasızlık bir öz-belirlenmenin biçimidir. Beyaz sargılar, hem koruma hem yaralanma imgesi olarak okunur; güç ve kırılganlık birbirine dolanır. when we leave serisi, ayrılığın yarattığı kendinden çıkmanın hikâyesidir. Sanatçı, her karede kimliğin sınırlarını yeniden çizer; kültürel, biyografik ve bedensel izleri birbirine geçirerek “gitmek” fiilini bir varoluş biçimine dönüştürür. Bu fotoğraflar, Çakmak’ın kendi bedenini hem tarihsel hem kişisel bir arşiv olarak kullandığı, sessiz ama yoğun bir özneleşme sürecinin görsel kaydıdır.


em fraktal_rausgehen, 2021

Çakmak’ın em fraktal serisindeki fotoğraflar, Kürt kadınlarının gündelik hayatını sıradanlığın içinde saklı bir direniş alanı olarak kurar. Kadınlar burada yalnız görünür, ancak bu yalnızlık kadınların kendi içlerindeki birliği ile ilgilidir. Birbirine dokunabilme, koruyabilme ve müdahale edebilme olasılığının sessiz biçimidir. Bedenin, kumaşın ve mekânın birbirine karıştığı bu imgelerde feminenlik koruyucu bir yakınlıkla tanımlanır. Her jest, her dokunuş, görünmez bir dayanışma biçimi olarak okunur. Çakmak’ın kadrajı, Kürt kadınlarının gündelik kıyafetlerini —desenli gömlekleri, pastel tonları, sade kumaşları— biçimsel bir unsur kadar kültürel bir hafıza yüzeyi olarak işler. Bu giysiler, kimliğin sessiz ama dirençli göstergelerine dönüşür; modernliğin anonimleştirici estetiğine karşı, ontolojik ve kişisel bir belleğin dokusunu taşır. Fotoğraflar, kadın bedenini temsil etmez; onun etrafında oluşan ilişkisel alanı, birbirine temas eden bakışları, jestleri ve sessizlikleri kaydeder. Bu yönüyle em fraktal, kişisel hafızanın toplumsal ritimle birleştiği bir görsel sistem kurar. Her tekrar, her yansıma, hem bireysel hem kolektif bir “biz” duygusunun yeniden yazımıdır.


Version vom Selbst, 2026

Serginin dikkat çeken bölümlerinden biri de Çakmak’ın son yıllarda yoğunlaştığı renkli kalem çizimleri oluşturuyor. Sanatçının Versions of the Self serisi ilk bakışta yalın ve naif bir görsel dil kursa da özellikle kimlik üzerine geliştirdiği düşünsel yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturuyor. Farklı yaşlarda, farklı yüz hatları, saç biçimleri ve renklerle üretilen otoportreler aynı kişinin değişen ruh hâllerini betimlemeden, henüz ortaya çıkmamış ya da bastırılmış olası benliklere işaret ediyor. Böylece otoportre, psikolojik bir temsil olmaktan uzaklaşarak, kimliğin tamamlanmış bir öz değil; sürekli dönüşen ve çoğullaşan bir süreç olduğuna ilişkin görsel bir düşünme alanına dönüşüyor. Çakmak’ın çizimleri yalnızca kendisine yönelmiş bir bakışla sınırlı kalmıyor. Sanatçının yakın çevresinden aile bireylerini, dostlarını ve birlikte büyüdüğü insanları konu alan portreler de bireysel biyografilerin ötesine geçerek ortak bir deneyim alanı kuruyor. Portrelerde belirginleşen sadeleştirilmiş yüzler, donuk bakışlar ve kırılgan çizgiler psikolojik benzerlikten çok, hafızanın bedende bıraktığı izleri görünür kılıyor. Böylece kişisel olan ile kolektif olan arasındaki sınırlar belirsizleşirken, portre geleneği de temsil etmekten çok ilişki kuran bir görme biçimine dönüşüyor.

Sergideki fotoğraflar, videolar ve çizimler genel olarak geçmişin bugün bedenlerde, bakışlarda ve sessizliklerde yaşamaya devam eden izlerini yansıtıyor. İzleyici, tek bir anlatının içine davet edilmek yerine, kendi deneyimleriyle ilişki kurabileceği açık uçlu bir düşünme alanıyla karşılaşıyor. Çakmak’ın üretiminde dikkat çeken bir başka özellik ise kırılganlığı estetik bir gösteriye dönüştürmemesi. Sanatçı, travmayı doğrudan göstermek yerine, onun hafızada ve bedende bıraktığı izleri araştırıyor. Kesin yargılar yerine belirsizlikleri, güçlü temsiller yerine sessizlikleri ve boşlukları öne çıkaran bu yaklaşım, izleyiciyi edilgen bir gözlemci olmaktan çıkararak serginin düşünsel ortağı hâline getiriyor.

Museum Morsbroich’un Cihan Çakmak. like a warrior sergisine eşlik eden katalog metininde yer alan şu ifadeler, Çakmak’ın sanat üretimine yaklaşımını da özetliyor:

Ben sanat yapıyorum çünkü yapmak zorundayım.
Sanat yapmamalıyım.
Annem öyle diyor.
Sanat dünyasındaki erkekler öyle diyor.
Sanat dünyası öyle diyor.
Ama ben yapıyorum. Ben görüyorum.

Bu sözler, serginin hem kişisel bir hikâye etrafında şekillenmediğini hem de sanat kurumları, temsil biçimleri ve görünürlüğün eril ve politik anlamlarını tartışmaya açtığını gösteriyor. Çakmak’ın pratiği, izleyiciyi hazır cevaplarla karşılamak yerine, kimlik, hafıza ve aidiyet üzerine yeni sorular sormaya davet ediyor.

Son yıllarda Avrupa çağdaş sanat ortamında dikkat çeken isimlerden biri olan Cihan Çakmak, sergisiyle kişisel deneyimi kolektif belleğin içinde yeniden düşünen bir sanat anlayışını güçlü bir biçimde ortaya koyuyor. Museum Morsbroich’un 75. yıl programının öne çıkan sergilerinden biri olan bu kapsamlı sunum, yalnızca sanatçının bugüne kadarki üretimine toplu bir bakış sunmakla kalmıyor; çağdaş sanatın kimlik, beden ve hafıza üzerine yürüttüğü tartışmalara da önemli bir katkı sağlıyor. 

Cihan Çakmak, 1993 yılında Almanya’nın Osterholz-Scharmbeck kentinde doğan görsel bir sanatçıdır. Berlin ve Lizbon’da yaşayan sanatçı, fotoğraf, video, ses, çizim ve metni bir araya getiren disiplinlerarası bir üretim pratiği geliştiriyor. Dortmund Uygulamalı Bilimler ve Sanatlar Üniversitesi’nde fotoğraf eğitimi aldıktan sonra Leipzig Grafik ve Kitap Sanatları Yüksekokulu’nda (HGB Leipzig) Prof. Tina Bara’nın öğrencisi olarak öğrenimini tamamladı ve 2023 yılında Meisterschülerin unvanını aldı. Ayrıca New York’taki International Center of Photography’de ileri düzey eğitim programına katıldı.

Çakmak’ın sanatsal pratiği; kimlik, aidiyet, göç, kuşaklararası travma, beden politikaları ve feminist özneleşme gibi temalar etrafında şekilleniyor. Sanatçı, fotoğrafı, otoportreyi, toplumsal bakışı ve temsil biçimlerini sorgulayan eleştirel bir araç olarak kullanırken, bireysel hafıza ile kolektif bellek arasındaki ilişkiyi araştırıyor. Şiirsel olduğu kadar politik bir dil kuran üretimleri, kişisel deneyim ile toplumsal tarihin kesişim noktalarını açığa çıkarmayı amaçlıyor.

2020 yılında Paula Modersohn-Becker Genç Yetenek Ödülü’nün yanı sıra, 2021 yılında Rössing Fotoğraf Ödülü’nü ve 2023 yılında where I left you adlı filmiyle Bochum bölgesinde düzenlenen Blicke Film festival des Ruhrgebiets (Ruhr Bölgesi Blicke Film Festivali) kapsamında, biyografik veya tematik bağları olan filmlere verilen Ein-blicke-Preis kazanan Çakmak, son yıllarda Avrupa çağdaş sanat sahnesinin dikkat çeken genç sanatçıları arasında gösteriliyor. Eserleri Museum der bildenden Künste Leipzig, Galerie für Zeitgenössische Kunst Leipzig, Museum Kunstpalast Düsseldorf, Staatliche Kunstsammlungen Dresden ve Arendt Collection Luxembourg gibi önemli kamu ve özel koleksiyonlarda yer alan Çakmak’ın, kişisel hikayeleri toplumsal hafıza ve kimlik politikalarıyla buluşturan üretimleriyle uluslararası sergi ve etkinliklerde çalışmalarını sürdürmektedir.

info@firezz.com 

Yorumlar

00

Yorum Yaz