İçeriğe geç
FIREZZ — Kurdish Contemporary Art Magazine Issue 1, Summer 2026

SHADI HAROUNI’NIN ÇALIŞMALARI CAP SAINT-FONS’TA

Shadi Harouni’nin Çalışmaları CAP Saint-Fons’ta: Dil, Hafıza ve Direnişin İzinde

SHADI HAROUNI’NIN ÇALIŞMALARI CAP SAINT-FONS’TA

Fransa’nın Lyon metropol bölgesindeki CAP - Centre d’Art de Saint-Fons'ta 23 Mayıs–31 Temmuz 2026 tarihleri arasında gerçekleşen If Words Are to Be Sounded (Eğer Sözler Söylenecekse) isimli sergi, Fransa ve Almanya arasında ortak üretilen ve 2026 – 2027 yıllarına yayılan uluslararası bir dolaşım sergisinin ilk ayağını oluşturuyor. Annette Hans, Adeline Lépine-Delaborde ve Alessandra Prandin’in küratörlüğünü üstlendiği proje; CAP Saint-Fons, GAK Gesellschaft für Aktuelle Kunst ve Le 19, Crac Montbéliard işbirliğiyle hayata geçirilmiş olup, Saint-Fons’taki sunumun ardından Eylül 2026’da Bremen’e, ardından 2027’de Montbéliard’a taşınacaktır. PERSPEKTIVE çağdaş sanat ve mimarlık fonu kapsamında desteklenen sergi, dili, bir iletişim aracı olarak sıkıştığı dar anlamdan kurtarıp toplumsal bir sözleşme ve hayal gücünü şekillendiren performatif bir alan olarak ele alır. Theresa Hak Kyung Cha’nın dil, göç ve kimlik eksenindeki üretimlerinden hareketle kurgulanan sergi; dilin ortak bir dünya kurma kapasitesinin sorgulandığı güncel koşullarda, anlamın kırılganlığını, çeviri ve aktarım süreçlerini, hafıza, kimlik ve direniş biçimlerini şiir, imge, film, performans ve yerleştirme aracılığıyla tartışmaya açar. Sergide Pierre Allain, Theresa Hak Kyung Cha, Claire Fontaine, Shadi Harouni ve Mira M. Yang’ın çalışmaları yer almakla birlikte, bazı eserler proje kapsamında üretilen işler olarak sunulmaktadır. Serginin dikkat çeken isimlerinden biri olan İran doğumlu çağdaş Kürt sanatçı Shadi Harouni, dil, sürgün, diaspora ve kültürel hafıza arasındaki ilişkileri ele alan film, fotoğraf ve enstalasyon çalışmalarıyla projede öne çıkan isimler arasında yer almaktadır.

Shadi Harouni’nin araştırma temelli sanat pratiği, silinmiş, bastırılmış ve inkar edilmiş tarihsel olguların doğallaştırılma süreçlerini açığa çıkarmayı merkeze alır. Haoruni, gündelik muhalefet biçim ve prosedürlerinden küresel toplumsal hareketlere, Orta Doğu’daki modern devrimlerden düşünce ve şiirdeki tarihsel ihlallere kadar uzanan geniş bir araştırma alanından beslenen çağdaş bir sanatçıdır. Video–film, fotoğraf, heykel, enstalasyon ve mekana özgü müdahale teknikleriyle sözcükleri ve folklorik öğeleri bir araya getiren Harouni, özgürleşme ve devrim düşüncesinin izlerini sürer. Sanatçı, gerçekleşmiş ya da yarım kalmış özgürlük hayallerini taşıyan mekanlar, nesneler ve toplumsal hafızalar üzerinde durur.

Harouni’nin özellikle Kürdistan coğrafyasında ürettiği video–film ve fotoğraf çalışmaları, bölgenin direniş tarihlerini ve toplumsal hafızasını merkeze alır. Bu coğrafyanın farklı noktalarında bulunan terk edilmiş evler, yıpranmış fabrikalar ve yok olma tehlikesi altındaki dağ ocaklarında ürettiği çalışmalarıyla kadınların, özgürlük ve kendi kaderini tayin etme mücadelesine yaptıkları katkıları ortaya koyarken, bölgenin politik ve kültürel tarihine de yakından bakar.


I Dream the Mountain Is Still Whole, 2017, HD video, 17:06 min


I Dream the Mountain Is Still Whole, 2017, HD video, 17:06 min 


I Dream the Mountain Is Still Whole, 2017, HD video, 17:06 min (Bu görsel, sergi afişinde de kullanılmıştır.)

 

CAP Saint-Fons’taki If Words Are to Be Sounded sergisine üç eseriyle katılan Shadi Harouni’nin sergideki ilk eseri, 2017 yılında çektiği I Dream the Mountain Is Still Whole (Dağın Hala Bütün Olduğunu Düşlüyorum) adlı video–filmdir. Çoklu medyumlarla desteklenen bu çalışma, Kürdistan coğrafyasında hafıza, kayıp, direniş ve süreklilik meselelerini ele alan çok bölümlü bir araştırma ve üretim projesinin parçasıdır. Film, fotoğraf ve enstalasyon gibi farklı mecraları bir araya getiren bu kapsamlı proje, özellikle İran, Irak ve Türkiye sınırları arasında bölünmüş Kürt coğrafyasının tarihsel parçalanmışlığı ile bu coğrafyada yaşayan toplulukların kolektif hafızası arasındaki ilişkiye odaklanır. Projenin çıkış noktası, çağdaş Kürt sanatçı Walid Siti’de olduğu gibi, dağın Kürt kültüründeki tarihsel ve sembolik konumudur. Dağ, doğal bir unsur olmanın ötesinde, sürgünlerin, direniş hareketlerinin, sözlü anlatıların ve kolektif hafızanın taşıyıcısı olarak ele alınır. Harouni, dağın siyasal sınırlarla bölünmüş olmasına rağmen kültürel ve tarihsel düzeyde hala “bütün” olarak tahayyül edilebildiğini vurgular. Eserin başlığındaki “hala bütün” ifadesi, bu bakımdan hem coğrafi hem de simgesel bir anlam taşır. Dağların arasında bir hayalet gibi dolaşan, taşlara temas eden ve zaman zaman derin düşüncelere gömülen figür, sadece bireysel bir melankoliyi yansıtmaz; kolektif hafızanın yerinden edilmesini ve tarihsel sürekliliğin kırılmasını da gösterir. Bu figür, geçmişin artık güvenli bir sığınak olmaktan çıktığı, geleceğin ise umut vadetmeyen bir ufuk olarak belirdiği bir varoluş durumunu temsil eder. Proje kapsamında üretilen film ve fotoğraflar, Kürdistan'ın dağlık bölgelerinde, terk edilmiş yerleşimlerde, taş ocaklarında ve tarihsel direniş mekanlarında gerçekleştirilmiştir. Harouni'nin pratiğinde sıkça görüldüğü üzere bu mekanlar doğrudan belgelenmekten ziyade, geçmiş mücadelelerin ve bastırılmış tarihlerin izlerini taşıyan sessiz tanıklar olarak ele alınır. Sanatçı, bu alanları kadınların özgürlük mücadeleleri, sürgün deneyimleri ve kültürel aktarım biçimleriyle ilişkilendirerek görsel dilini poetikleştirir. I Dream the Mountain Is Still Whole, Harouni'nin daha geniş pratiğinde görülen temel soruları da bir araya getirir: Bir coğrafya parçalandığında hafıza nasıl korunur? Yasaklanan veya bastırılan diller nasıl yaşamaya devam eder? Toprakla kurulan aidiyet ilişkisi sürgün ve diaspora koşullarında nasıl yeniden üretilir? Bu bağlamda eser, yalnızca Kürt tarihine ilişkin bir çalışma olmanın ötesinde kayıp, direniş ve kültürel süreklilik üzerine evrensel bir düşünme alanı açar.


No For Nan, 2026, Mixed-Media Installation with Fabric, Variable Dimensions


No For Nan, 2026, Mixed-Media Installation with Fabric, Variable Dimensions


No For Nan, 2026, Mixed-Media Installation with Fabric, Variable Dimensions


 No For Nan, 2026, Mixed-Media Installation with Fabric, Variable Dimensions

Harouni'nin sergide yer alan ikinci eseri, sanatçının uzun süredir üzerinde çalıştığı Mehmet Emîn Bozarslan'ın 1968 tarihli Alfabê adlı Kürtçe çocuk kitabına dayanan araştırmasının yeni bir uzantısıdır. N for Nan (2026) eseri, değişken ölçülerde kumaş ve farklı malzemelerin bir araya getirildiği bir enstalasyon olarak kurgulanmıştır. Türkiye'de 1968 yılında yayımlandıktan kısa bir süre sonra yasaklanan ve yazarının tutuklanıp yargılanmasına neden olan Alfabê kitabından hareket eden eser, yalnızca harfleri, sözcükleri ve öğrenme süreçlerini pedagojik araçların zemininde ele almaz; kültürel hafızanın ve politik direnişin taşıyıcıları olarak yeniden ele alır. Harouni, arşivsel bir eğitim materyalini güncel bir mekansal yerleştirmeye dönüştürerek, dilin bastırılması ile hatırlama arasındaki gerilimi gözler önüne serer. Sanatçı, izleyiciyi alfabenin her harfini kayıp, aktarım ve süreklilik ekseninde yeniden düşünmeye davet eder.


The Owl’s Made a Nest in the Ruins of the Heart, 2021. UHD 4:3, Duration 19:00.

Sergide yer alan üçüncü eser ise, Shadi Harouni’nin İran Kürdistanı’nda çektiği The Owl’s Made a Nest in the Ruins of the Heart (Baykuş Gönül Harabelerinde Yuva Kurdu) adlı tek kanallı video-filmdir. Filmin başlığı, Hewraman bölgesine ait anonim Kürtçe bir şiirden ödünç alınmıştır. Eser, insan müdahalesinin ortadan kalktığı eski ve yıpranmış bir evin iç mekanı etrafında şekillenir. Film boyunca evin odaları arasında serbestçe dolaşan bir inek görülür. Ancak Harouni’nin kadrajı sadece hayvanın varlığına odaklanmaz; terk edilmiş bir yaşamın geride bıraktığı izleri de gözler önüne serer. Kitaplar, bez parçaları, mutfakta bırakılmış birkaç tabak, tencere ve bardak ile yere serili halı, bir zamanlar burada süren gündelik hayatın sessiz tanıkları olarak kadraja dahil edilir.  Odanın köşesinde üst üste dizilmiş veya yere dağılmış nesneler, ev sakinlerinin ani bir kopuşla yarım kalmış hayatlarına işaret eder. İnsanların yokluğunda ev, gündelik yaşamın düzenini kaybetmiş; hafızanın ve bilginin taşıyıcısı olan kitaplar sessiz tanıklara dönüşmüştür. Bu sade fakat çarpıcı görüntülere, bir zamanlar bu evde yaşamış, molla rejimi tarafından yargılanıp mahkûm edilmiş ve yaşamı boyunca muhalif kimliğini korumuş siyasi bir Kürdün sesi (video/film) eşlik eder. Ses, artık bir zamanlar içinde yaşadığı kendi evine bile yabancılaşmıştır. Bir zamanlar gündelik yaşamın ritmini taşıyan bu mekan, artık ona ait olmayan bir dünyanın sessiz kalıntılarıyla çevrilidir. Ev, barınak ve aidiyet duygusu uyandıran bir yer olmaktan çıkar; kaybın, terk edilmişliğin ve geri dönülemez bir geçmişin hatırlatıcısına dönüşür. Böylece film, bireysel bir hikayeyi, siyasal baskılar nedeniyle sürgüne, zorunlu göçe maruz bırakılan Kürtlerin geride bıraktıkları mekanları, eşyaları ve hatıraları anlatıcısının sesiyle serimler. Harouni, insanın yokluğunu doğrudan göstermeden, terk edilmiş bir evin içinde kalan nesneler aracılığıyla hafızanın, kaybın ve yerinden edilmenin izlerini kayıt altına alır.

Hükümlünün sesi, çocukluğunun geçtiği köy evinden hapishane hücrelerine ve filmin merkezindeki eve kadar hayatı boyunca yaşadığı mekanları hatırlayarak kişisel hafızasını siyasal tarihle iç içe geçirir. Filmde anlatılan ev, bir dönem kapıları bilinçli olarak açık bırakılarak hayvanların kullanımına terk edilmiştir. Bu durum, doğrudan bir siyasi temsili söylemden çok, Rancièreci anlamda gündelik yaşam içinde ortaya çıkan örtük bir direniş jesti olarak sunulur. Harouni böylelikle terk edilmiş mimariyi, insan ve hayvan arasındaki sınırların silikleştiği bir hafıza mekanına dönüştürür. Anlatıcının ironik ve zaman zaman mizahi dili ise yoksulluk, sürgün, hapishane deneyimi ve kırılmış siyasal umutlar gibi ağır tarihsel meselelerle yan yana gelir. Sanatçı, kişisel hafıza ile kolektif tarihi kesiştiren bu filmde, sürgün, yoksulluk, direniş ve kayıp temalarını gündelik mekanlar üzerinden ele alır. İnsan, hayvan ve mimari arasındaki ilişkileri şiirsel bir görsel dil aracılığıyla yeniden kuran bu eser, sessiz fakat güçlü direniş biçimlerine ve bastırılmış tarihlere yoğunlaşır.

Özetle Shadi Harouni, sergideki bu üç eseriyle, dilin sadece bir iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda tarihsel hafızanın ve kültürel sürekliliğin taşıyıcısı olduğunu ortaya koyar. Dil, hafıza ve direniş arasındaki ilişkileri şiirsel ve araştırmacı bir yaklaşımla ele alan Harouni’nin çalışmaları, CAP Saint-Fons’taki If Words Are to Be Sounded sergisinde ziyaretçilere estetik bir deneyimin yanında; tarih, kimlik ve özgürlük üzerine düşünme imkanı sunar.

Shadi Harouni (1985, Hamedan, İran), Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan İranlı Kürt bir sanatçı ve sanat eleştirmenidir. New York Üniversitesi Steinhardt bünyesinde Video ve Fotoğraf Bölüm Başkanı ve profesör olarak görev yapmakta ve Güzel Sanatlar Lisans Stüdyo Sanat Programı’nın başkanlığını yürütmektedir.

Harouni’nin sanatsal üretiminin çıkış noktası, savaş sonrası ve devrim sonrası İran’daki kişisel deneyimleri ile İslam rejiminin biçim, imge, müzik, moda ve insan bedeniyle kurduğu değişken ve çoğu zaman gerilimli ilişkiyi eleştirel biçimde incelemesidir. Sanatçının araştırmaları, siyasi iktidarların tarihsel anlatıları yasaklama, silme ve yeniden şekillendirme süreçlerinde başvurduğu yöntemlere odaklanır. Harouni’nin topladığı arşiv materyalleri, filmleri, heykelleri, fotoğrafları ve baskıları; bireylerin ve toplulukların sistematik unutma pratiklerine karşı geliştirdiği direnç biçimlerini ortaya koyar. Sanatçının işleri, hafıza ve karşı-hafıza arasındaki karşıtlığı somutlaştıran çok katmanlı bir görsel arşiv niteliği taşır. Eserlerinde kutsal imgelerden ve mimariden alınan motifler, çağdaş güç yapılarının değişkenliği ve kırılganlığına işaret eden imgelerle iç içe geçerek figüratif bir mozaik oluşturur.

Uluslararası sanat çevrelerinde önemli bir yere sahip olan Harouni’nin çalışmaları daha önce Queens Museum, Kunstmuseum Bonn, Prague City Museum ve Museo d’Arte Orientale gibi kurumlarda sergilendi. Sanatçı ayrıca Guggenheim Foundation tarafından verilen 2024–2025 Film ve Video Bursu’nun sahibi olurken, Gattuso Foundation, Civitella Ranieri Foundation ve Skowhegan School of Painting and Sculpture gibi kurumların ödül ve sanatçı programlarına da kabul edildi. Başta Amerika ve Avrupa olmak üzere dünyanın birçok önemli şehrinde eserleri sergilenen Harouni’nin sanat üzerine makaleleri de Art Forum, The New York Times ve The Guardian gibi önemli yerlerde yayımlandı. Shadi Harouni, bugün halen Napoli’deki Galleria Tiziana Di Caro’nun sanatçısıdır.

info@firezz.com

Yorumlar

00

Yorum Yaz